Marka Tarihçeleri

Category

Omega, geçtiğimiz günlerde Speedmaster Silver Snoopy modelinin yeni versiyonunu tanıttı. Tam da NASA tarafından, Apollo 13 yolculuğunda oynadığı önemli rolden dolayı layık görüldüğü “Silver Snoopy” ödülünün 50.yıldönümünde. Peki dünyanın en ikonik saatlerinden birinin üzerinde neden astronot kıyafetli bir köpek karikatürü var? NASA ile mekanik bir kol saatinin ilgisi ne? Bu yazıda size, neredeyse felaketle sonuçlanacak gerçek bir uzay macerası, bu maceranın eve dönüşünde rol oynayan bir kol saati ve çizgi köpek Snoopy’yi bir araya getiren muhteşem bir hikayeyi anlatmak istiyorum.

omega speedmaster

İnsanın gökyüzünü ve evreni keşfetme arzusunun somut girişimlerinden biri olan Nasa Apollo görevlerinin insanlı 3. Ay yolculuğu, 11 nisan 1970te Kennedy Uzay Merkezinden fırlatılan mekikle başlamıştı. Ekipte astronotlar James Arthur Lovell, John L. Swigert ve Fred W. Haise yer alıyordu. Görev; Ay yüzeyinde inceleme yapmak, örnekler toplamak ve bir araştırma modülü yerleştirmekti. Her şey yolunda gözüküyordu. Fakat fırlatmadan iki gün sonra, Dünya’dan yaklaşık 320.000 km uzakta, komuta modülünde ilk önce 1.3 saniye süren bir enerji kesintisi ve sonrasında da bir patlama meydana geldi. Ardından servis modülünün oksijen stokları ve elektrik enerjisi yitirildi. Bir sorun olduğu Houston Komuta merkezindeki monitörlerde de fark edilmişti, bilgisayar başında mühendisler neler olduğunu anlamaya çalışırken, Swigert’in o meşhur sözü duyuldu ‘Houston bir problemimiz var’.

Swigert
Jack Swigert

Kabindeki uyarı ışıkları 3 yakıt hücresinden ikisinin kaybedildiğini gösteriyordu ve patlamanın verdiği zarar tüm elektrik sistemini ve su rezervini tehdit ediyordu. Bu sırada Lovell modülden dışarıya bir şey tahliye edildiğini fark etti. Bu oksijendi. Artık Aya inme görevi iptal olmuştu ve eve dönmek isteyen 3 astronot ve yüzleşmeleri gereken kısıtlı enerji, kısıtlı içme suyu ve kısıtlı oksijen sorunu vardı. Tabi bunun yanında atmosferde parçalanma riski, donma ve hiç dönememe gibi başka sorunlar da. Bulundukları şartları muhafaza ederek geri dönmeleri imkansıza yakındı. Yoğun matematiksel hesaplamalar ve hayal gücünün ortaklığıyla ‘cankurtaran modu’ ismi verdikleri acil müdahale planını uyguladılar. Ay yüzeyine inerken kullanacakları örümceğe benzeyen ay modülüne geçip komuta modülünü ayırdılar. Ay modülünde tam dolu bir oksijen tankı ve manevra için kullanabilecekleri iniş motorları vardı. Ayın çekim kuvvetini kullanarak etrafında bir tur atıp dünyaya dönmeyi deneyeceklerdi. Ayın etrafından başarıyla dönmüşlerdi ancak yörüngeden çıkıp dünyaya yöneldiklerinde atmosfere, uygun açı ve süratle girmeleri gerekiyordu. İlk önce hızlanmak sonrada hızı düşürmek için iki manuel ateşleme yapmak zorundalardı. Ufak bir hata modülün atmosferde parçalanmasına ya da uzayın derinliklerine doğru savrulmasına sebep olacaktı. Zamanlama çok önemliydi ve kullanabilecekleri tek referans Jack Swigert’in kolundaki Omega Speedmaster’dı. Hayati önem taşıyan 14 saniye Omega Speedmaster baz alınarak sayıldı ve ateşleme manuel olarak yapıldı. Modül pasifik okyanusunda Yeni Zelanda yakınlarında bir yere iniş yaptı.

astronotlar
Apollo 13 Astronotları Haise-Lovell-Swigert

Astronotlar sağ salim dünyaya dönmüşlerdi. Bu muhteşem uzay macerası insanoğlunun bilinmez evrenle giriştiği yarışta bir motivasyon kaynağı olmuş hatta daha sonra başrolünde Tom Hanks’in oynadığı bir filme konu olmuştu.

omega gazate

Mürettebatın kolunda Omega değil başka bir saat olsaydı, onu baz alıp 14 saniyeyi ölçeceklerdi diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama bu imkansızdı çünkü Omeganın orda olması şans eseri bir durum değildi. 1962 yılında içinde Rolex, Longines, Hamilton gibi markalarında olduğu listede NASA testlerinden sadece Omega Speedmaster geçmiş ve NASA’nın insanlı uçuşlarında kullanımına onay verdiği tek saat olmuştu.

nasa omega

Apollo 13’ün sağ salim dönmesinde oynadığı rolden dolayı Omega, NASA tarafından en saygın sembol olan Silver Snoopy ile ödüllendirildi. Bu ödül astronot kıyafeti giymiş Snoopy şeklinde bir yaka iğnesiydi.

snoopy
Evet ay yolculuğu ve Omega’nın hikayesi bu; ama ödül neden bir çizgi roman karakteri? Ne anlama geliyor bu köpek? Bunun cevabı için 1950 yılında Charles M. Schulz tarafından yaratılan Peanuts çizgi serisinin kahramanı Snoopy’nin tarihine bir göz atalım.

snoopy

Snoopy, çizgi karakter Charlie Brown’ın zeki ve hayalci köpeğidir. İnsanlar gibi davranır ama hiçbir zaman konuşmaz. Sadece düşünce balonlarıyla aklından geçenleri aktarır. Televizyonda yayınlanan 500 bölümün yanı sıra dergi ve gazetelerden de takip edilen seri, bir çizgi film olmanın ötesinde, güçlü bir dünya görüşü ve felsefeyi temsil ediyordu. Charlie Brown her bölüm hayat karşısında yenik düşerken, onu sorgulamayı ve karamsarlığa kapılmadan hayata olumlu bakmayı öğretiyordu.

charlie
Çizeri Charles m. Schultz 1960larda Nasa’nın başlattığı insanlı ay yolculuğu görevlerinin sıkı destekçisiydi. Nasanın bu girişiminin halk üzerinde yarattığı heyecanı sembolize eden çizimler yapmıştı. Bunlardan bazısında Snoopy astronot kıyafetiyle görünüyordu. Nasa ise bu karakterleri kendisine maskot olarak seçmekle kalmamıştı. Apollo 10 ay modülüne Snoopy, kumanda modülüne de Charlie Brown adını vermişti. Aslında Apollo 10un görevi, ayın etrafında dolanıp bir sonraki Apollo 11’in inişi için son kontrolleri yapmak ve bir iniş yeri bulmaktı. Görevinin “etrafı gözetlemek ‘’(snoop around) olduğunu düşününce çok da isabetli bir isim olmuştu. Apollo seyirlerinde bir nevi bekçi köpeği görevi ile bağdaşan bu karakter, NASA astronotlarının güvenlik ve ekip emniyetiyle alakalı üstün başarı sergilemiş uzay çalışanlarına verdiği bir ödüle dönüşmüştür.

apollo 10

Evet hikayemiz burada bitiyor ama Omega anısına 3. kez çıkardığı Silver Snoopy modeliyle, bu tarihi olayı daha uzun süre kadranında yaşatmaya devam edeceğe benziyor.

speedmaster snoopy

Konuyla ilgili enteresan bir video izlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Couture mücevherciliği saat disipliniyle buluşturan İsviçre menşeli saat markası. Marka aslında 100 yılı aşkın süren bir kuyumculuk geleneğine sahip. Son on yıldır da saat markası olarak yoluna devam ediyor. Kuşaklar boyu aile işi olarak faaliyet sürdüren Alain Philippe, tezgâhın ilk tozunu Kapalıçarşı’da yuttu. Kurucusu George Hakim, 1875’de İstanbul’da kurduğu kuyumcu dükkanı ile markanın temellerini attı. Mesleği çok sonra torunu devralıp büyüterek bejeweled (mücevher) kalibreli saat üreticisi olarak üretim tarzını değiştirdi.

Alain philippe couture saat

alain philippe pırlanta saat

alain philippe watch

alain philippe saat

Dünyanın dört bir yanından ithal ettiği yüksek kaliteli pırlantalarla mücevher kalibreli saatler üreten marka, kısa sürede yüksek zümreli müşteri kitlesine kavuştu. Zamanla dünya çapında devlet insanları, ünlü simalar, siyasetçiler ve kraliyet ailelerine hizmet eden prestijli bir couture markaya dönüştü. Yoğun elmas işçilikli saatlere yüksek zümreden birçok müşteri bulan Alain Philippe, üretiminde önemli bir yer tutan kişiye özel sipariş tarzını her yıl sürdürmeye devam ediyor.

Özel siparişlerin yanı sıra yılda üç veya dört koleksiyon tasarlayan marka, geleneksel kuyumculuğun en hassas tekniklerine olan yetisiyle dikkat çekiyor. Mıhlama konusundaki profesyonel işçiliğin en çarpıcı örneklerini markanın klasik koleksiyonları olan Antarktika, Cascade, Majestic’de görmek mümkün. Klasik tarzın yanı sıra modaya uygun modern detaylar barındıran T1, Solea, Arcadia adlı koleksiyonları da her yıl yeni edisyonlarla büyümeye devam ediyor.

Aida Bergsen Jewellery, mücevher tarihinde “giyilebilir heykelsi takı” larıyla özel bir yere sahip. Gelinen bu özel noktayı Londra’ daki Central Saint Martins’ te aldığı heykelcilik eğitimine borçludur dersek abartmış olmayız aslında. Uzun soluklu bu yolculuk ve alınan değerli eğitimler kendisi kadar genel mücevher sanatının şekillenişine poetik bir katkı sunuyor.

aida bergsen photoHeykelcilik eğitiminden sonra hayalini doğru formlarla birleştirmek için kuyumculuk tekniklerini Mehmet Kabaş’ tan öğrendi. Aldığı bu eğitimi Kapalıçarşı’nın geleneksel kuyumculuk tezgâhlarında pratiğe döktü. Kapalıçarşı’ da geçirdiği süreç, Bergsen’ e çok katmanlı kültürleri gözlemleme ve yerel kültürlerin mistik tarihlerini öğrenme fırsatı yakalattı. Hayallerinin entelektüel birikimini formlarla buluşturan sanatçı, hayal gücünü somutlaştırma arayışını ilk günkü heyecanla sürdürüyor. Tüm bu arayış içinde oluşturduğu tarzda başat rol formlar olup materyaller arasındaki gizemli kimyayla enerji yaratıyor. Onu izlerken “ Rönesans Titizliği” aklıma geliyor. Uyum, denge, dinamik kompozisyon, ışık gölge arasındaki efektif duruş, estetik kaygısı ve dahası… Tüm bu olguları Aida Bergsen’ nin günün sonunda çıkan tasarımlarında senkronize şekilde görmek mümkün.

aida bergsen ring

aida bergsen magazine

Doğanın klişeleşmiş ve kullanıldıkça sıradanlaşmış formlarıyla ilgilenmeyen sanatçı, kontemplatif tarzıyla yaşamın formlarına mistik bir dokunuş ekliyor. Aslında Bergsen, bu tarzla spiritüalizmin sürekli kullanılıp sıradanlaşan detaylarına pastişsel bir yaklaşımla cevap veriyor. “Zıtlık” tasarım kodunda özel bir yer tutuyor. Mistik evreni çoğunlukla cenneti çağrıştıran estetik detaylardan ibaret görmenin yanılgı olduğunu gösteriyor. “Mistik” in çekiciliğinin kutsal zıtlıktan geldiğini hatırlatarak kurukafalar, Aslan başları, yılanlar gibi ürkütücü detaylara tasarımlarında yer veriyor.

aida bergsen küpe

aida bergsen fly brooch

aida bergsen crocodile

Bu denli iddialı bir tarzı yaşama dökmek tahmin edeceğiniz üzere hiç de kolay değil. Hayalleri birebir somutlaştırmak, istediğiniz şeyi bir formda yaşatmak tasarımın en zorlu sürecidir aslında. Bu zorlu sürecin başarılı şekilde üstesinden gelmek için ustalık ve yeteneğinizin donanımlı ve eklektik olması gerekiyor. Tam da bu noktada aldığı eğitimler ve sınırsız hayal gücü ile bunu başaran önemli tasarımcılardan biridir Aida Bergsen. Gelinen nokta, onu Juliet Weir de la Rochefoucauld’ un “Kadın Mücevher Tasarımcıları” kitabına konu etti. Bergsen’ i kitapla buluşturan Fauna adlı broş, başından anlattığımız o zorlu sürecin en çarpıcı çalışmalarından biridir. Hatırlayacağınız üzere bu nadide parça, Christies tarafından Paris’ de satılmıştı. 34 yıllık süreçte birçok önemli başarı hikayesiyle sağlamlaşan marka, dünya sektöründe yer edinerek yolculuğunu sürdürüyor. Markanın kurucu ve yaratıcı direktörü Aida Bergsen “hayal et ve yarat!” mottosuyla üretim felsefesini vurguluyor. Hiçbir zaman modaya göre bir çizgi takip etmediğini ve kendi tarzını yaratmanın esas ve özel olduğunu ifade ediyor.

aida bergsen fauna brooch

Kurucusu Ferdinand Adolph Lange, 1815 tarihinde Almanya’ nın Dresten kentinde doğdu. Anne ve babasının boşanmasının ardından kimsesiz kalan Adolph, koruyucu bir aile tarafından büyütüldü. Mesleki şekillenişinin ilk adımını Dresten Teknik Eğitim Enstitüsü’ nde attı. Eğitimi boyunca aldığı teorik ve uygulamalı derslerin yeterli olmayacağını düşünerek okul dışında da el becerisini geliştirmeye karar verdi. İlk cıva sarkaçlı astronomik saati yapan makinist J. Christian F. Gutkaes’ ın yanında atölye eğitimi aldı. Enstitü’ den onur derecesiyle mezun olduktan sonra ustasının yanında işe başladı.

adolp lange

dresten enstitüsü

ADOLPH, AVRUPA SAATÇİLİĞİ İLE TANIŞIYOR

İki yıl kadar bu iş yerinde çalıştıktan sonra mesleğine dair daha fazla bilgi edinmek için Fransa’ ya gitti. Dört yıl boyunca saat üreticisi Joseph Thaddaäus Winnerl için çalıştı. Ama Adolph’ un asıl amacı astronomi bilgisini geliştirmekti. Bir yandan çalışırken diğer yandan gözlem evinin genel müdürü Dominique François Aragon’ dan bizzat özel eğitimler aldı. Fransa’ daki eğitimini tamamladıktan sonra İngiltere ve İsviçre’ ye gidip saatçilik konusunda son yenilikleri gözlemledi. Tüm bu tercübelerle hayalini kurduğu saat üretim endüstrisini kurmak için memleketi Dresten’ e döndü.

dominique aragon

 

a lange and söhne ilk fabrika

ADOLPH’ UN MARKALAŞMA ÇABALARI

İlk ustası Gutkaes‘ Ia endüstriyi kurmak için anlaşma imzaladılar. 1841 yılında yapılan bu anlaşmanın ardından önlerinde duran bürokratik engelleri aşmak için Adolph uzun uğraşlar verdi. Dresten’ in sanayi koşullarının yetersizliği büyük bir problemdi. Açacakları işyeri için lisans almak amacıyla dönemin hükümet bakanı Von Lindenau ve Meclis üyesi Weissenbach’ a birer mektup yazdı. Mektupta bölgenin sanayi yetersizliğine nasıl çözüm bulacağından ve bunun için kendisine hükümetin lisans vermesi gerektiğinden bahsediyordu. Hükümet, mektuba olumlu cevap verdi ve 1845’ de Adolph & Cie adlı şirketlerini, aldıkları lisansla resmen kurmuş oldular. İşe ilk olarak eğitmek amacıyla 15 çırak alındı. Yoğun teorik ve saat üretimine dair uygulamalı derslerden sonra tüm mezunlar Dresten’ deki sirkülasyona dahil olmaları için çıkarıldı. Mezun olanlar tedarikçi firmalar kurarak, bölgenin saatçilikte ana çarkını güçlendirdi. Adolph Lange, kurduğu endüstride saatçiliğin seyrini değiştirecek çok önemli yenilikler getirdi. Fransa’ dayken ustalardan öğrendiği 12 parmaklı ligneye ayrı bir boyut kazandırdı. Bu geleneksel tekniğin artık miyadını doldurduğunu düşünerek “metrik sistemi” icat etti. Genç saat üreticisi sadece teknik buluşlara öncülük etmedi. Adolph, saat üretimi sırasında yaşanan teknik zorlukları minimalize etmek için 100 çeşit torna başlığını bulup geliştirdi. Şirket çok kısa sürede büyük bir ilerleme kaydedince ana üretim merkezlerini Glashütte kentine taşıdılar.

ligne, metrik sistem

 

ORTAKLIKTAN AİLE ŞİRKETİNE DOĞRU YOLCULUK

Adolph’ un büyük oğlu Richard 1868’ de babasının kurduğu şirkette çalışmaya başladı. Adolph Lange bunun üzerine şirketin adını A.Lange & Söhne ( Adolph Lange ve Oğlu) olarak değiştirdi. Richard’ ın kısa sürede büyük başarılara imza atmasıyla birlikte Adolph şirketi oğluna devredip Glashütte Belediye başkanlığı görevini yürütmeye başladı. 18 yıllık belediye başkanlığının ardından, emekli oldu. Glashütte’ ye kazandırdığı sanayi ve belediye başkanlığı hizmeti nedeniyle onursal vatandaşlık ödülüne layık görüldü. Adolph, yedi çocuklu bir baba olduğu için bölgede yaşayan ebeveynlerin maddi zorluklarını biliyordu. Bu yüzden ev geçindiren sanayi işçilerinin özlük haklarını korumak ve emeklilik bağlayacak bir vakıf kurma kararı aldı. Kurdukları Lange Vakfı sayesinde kentin saat ustalarına ve işçilerine büyük haklar getirilerek koşulları iyileştirildi. Bir süre vakıfla ilgilenen Adolph 1875’ de hayatını kaybetti.

ilk logo a lange und söhne

a lange and söhne, sons

İKİNCİ KUŞAĞIN BAŞARILARLA DOLU HİKAYESİ

Adolph’ un şirketten çekilmesinin ardından çocuklarından Emil, Richard ile yönetime ortak oldu. Emil çoğunlukla işin ticari kısmıyla ilgilendi. Richard ise babasının yarım kalan projelerini tamamlamak ve geliştirdiği özel tekniklerin patentini almakla uğraştı. İki kardeşin yoğun çalışmalarıyla birlikte şirket daha da büyüdü. Ve yeni ek fabrikalar kurmaya gidildi. Kardeşler yeni tesislerini 1873’ de Stammhaus’ ta kurdular. Emil Lange iletişim ve yeni işbirliklerini çok hızlı yürüten bir beceriye sahipti. Yüzyılın Tourbillon’ u anlamına gelen “Jahrhunder tourbillon” isimli saati Paris Dünya Fuar’ ında sergileyerek büyük yankı uyandırdı. (Saat 1990’ da açık arttırma yoluyla 1,500,000 Alman Markı’ na satıldı.)

yüzyılın tourbillonu

kaisser william's pocket watch

A.Lange & Söhne ‘nin Osmanlı imparatorluğu ile ilişkisini biliyor muydunuz?

1898’ de dönemin Alman İmparatoru Osmanlı Devleti’ ne yapacağı resmî ziyaret öncesi II. Abdulhamit’ e özel bir hediye arıyordu. Sonunda hükümet, hediye edilecek bir cep saati yapması için A. Lange & Söhne’ ye sipariş verdi. Ünlü marka II Abdulhamit’ in tarzını yansıtan pırlanta detaylı bir cep saati üretti. Saat günümüzde Topkapı Sarayı’ nın özel koleksiyonlar bölümünde sergileniyor.

XX. YY OLAYLARININ MARKA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Küresel ölçekli ilk savaş ve beraberinde getirdiği birçok değişim, markaları da etkilemeye başladı. Değer ve zevklerde yaşanan değişim ivme kazandı. Erkekler yassı saat modellerine yoğun ilgi duydu. Bu değişime kayıtsız kalmayan markalardan A. Lange & SÖHNE 1898’ de “Glashütte Calibre“ cep saatlerini üretip piyasaya sürdü.
Seri üretimli ucuz saatlere ilginin arttığı bu döneme rağmen marka el yapımı saatlerini üretmekten vazgeçmedi.

A. LANGE & SÖHNE’ NİN ZOR ZAMANLARI

Savaşın ağır ekonomik bilançolarından dolayı pahalı, nadide ve el yapımı saatleri almak gittikçe zorlaştı. Markaların eskisi gibi ürün satamaması ve kazancın azalmasıyla birlikte birçok fabrika işçi çıkarmak zorunda kaldı. Her zaman rakip gördükleri, bu nedenle mesafeli durdukları İsviçre markalarına muhtaç kalmaktan ürken Alman saat geleneği çözüm bulmaya çalıştı. Sonunda Alman menşeli saat üreticileri, DPUG (Alman Saat Fabrikası, Glashütte)’yi kurarak kooperatifleşmeye gitti. krizden az zararla çıkmak için tüm markaların seri üretime geçmesi kararlaştırıldı. Krizin getirdiği ağır sonuca rağmen A.Lange & Söhne duruşundan ödün vermeyerek kararı red etti. Bu radikal kararın arkasındaki esas kişi Emil Lange’ den başkası değildi.
Emil ilerleyen yaşından ötürü işleri yürütemeyince şirketi oğulları Gerhard, Rudolf ve Otto’ ya devredip emekliliğe ayrıldı.
Üç kardeş babalarının aldığı son karara uyarak seri üretime geçmediler. Sıkıntılı sürece çözüm olabilecek yeni model tasarımlarıyla ilgilendiler. Nihayet kardeşlerden Otto Lange’ nin son tasarımı OLIW’ in üretimi kararlaştırıldı. Saat teknik ve yeni aplikasyonlarıyla iddialı bir tasarımdı. 43 mm’ lik model, Almanya’ da tescillenerek koruma altına alındı. Modelin üretiminin geç başlaması ve uzun sürmesi nedeniyle doğru bir zamanda piyasaya sunulmadı. Üstüne Weimar Cumhuriyeti’ nde patlak veren hipenflasyon yüzünden fiyatların tavan yapmasıyla model beklentilerin çok altında bir satış yaptı.

otto lange cep saat

VE PANDORA’ NIN KUTUSU AÇILDI

Savaşın ekonomiye büyük zararlar verdiği bir süreçte marka üretimi azaltmak ve birçok çalışanını işten çıkarmak zorunda kaldı. 1920-1930’ da devasal bir küçülmeye gidildi.

Savaşın tırmandığı 1930’ da Almanya, Nazi ordusu için seferberlik ilan etti. Ordu, Alman askerlerine yardımcı olabilecek ultra hassas saatlere ihtiyaç duyduğunu duyurdu. Alman saat üreticileri için bir fırsat olabilirdi. Bu yıldan itibaren II Dünya Savaşının bitimine kadar A Lange & Söhne hava kuvvetleri Luftwaffe için saat üreten beş markadan biri oldu. Luftwaffe için B-Uhren ultra hassas gözlem saatlerini üretti.

luftwaffe b uhren

Savaş şiddetlendikçe üretimler, fabrikalar tamamen durma noktasına geldi. 8 Mayıs 1945’ te Sovyet güçleri yoğun hava saldırısıyla Glashütte’ yi hedef aldı. Bu saldırılarda markanın ana binası ve üretim binaları kullanılamaz hale geldi .
Savaştan üç yıl sonra Glashütte saat üreticileri alınan bir kararla kamulaştırıldı. Kamulaşma süreci boyunca üretilen saatlerin üzerindeki marka logoları tamamen silindi. Bu adımlarla birlikte A. Lange & Söhne elindeki son saat modeli Caliber 28’ i tamamlayıp 1949’ da üretim hayatını noktaladı.

a lange and söhne isimsiz saat

MARKANIN İKİNCİ KEZ KURULUŞU

7 Aralık 1990’ da Doğu ve Batı Almanya yeniden birleşti. Alman saat endüstrisi yöneticileri Günter Blümlein ve Walter Lange liderliğinde Lange Uhren GmbH restore edildi. Aralarında Jaeger-LeCoultre ve IWC’ nin de yer aldığı İsviçreli saat markaları Lange’ nin ikinci kez doğuşuna yardımcı oldular.

walter lange saat

günter blümlein saat

Ve Walter Lange’ nin çabalarıyla A. Lange & Söhne, 145 yıl aradan sonra ikinci kez kuruldu. 1994’ da marka ilk kol saatini satışa sundu. 2000’ den beri Richemont grubunun bir üyesi olarak üretimini sürdürüyor. İkinci kurucu ve “asla durma” sloganıyla markanın ruhuna sözcü olan Walter Lange 2017’ de hayatını kaybetti. 2011’ den beri CEO Wilhelm Schmid kaptanlığında üretim hayatına devam ediyor.

a lange and söhne ceokahverengi saat a lange and söhnea lange and söhne beyaz

Dört kuşak aile şirketi olarak faaliyet sürdüren İsviçre-Türkiye oluşumlu mücevher markası. Kurucuları Avrupalı olsa da markanın DNA’ sında gezgin ruh yatıyor. Adler, Doğu-Batı sentezinden beslenip özgün ve bir o kadar da karma bir felsefe yaratıyor. Aralarında Shinsei, Rönesans, folklorik semboller, Fransız mimarisinin yer aldığı simgelerle özgün tasarım kodları oluşturuyor. BAE, Japonya, Hindistan ve Rusya gibi birçok ülkede kurdukları mağazalarla kültürler arası diyaloğun tasarımlarla ne denli form kazandığının önemli bir sürdürücüsü. Adler’ in bugününü daha iyi anlamak için kronolojik bir gezinti yapmakta fayda görüyoruz.

adler kurucusu

I. Kuşak: Kurucusu Jacques Adler, Avusturya-Macaristan kökenli olup Viyana’ da kuyumculuk eğitimi aldı. Eğitiminden sonra kuyumculuğun cazibe merkezi olarak kabul edilen İstanbul’ a gelerek Kapalıçarşı’ da markalaşma yolundaki ilk adımı attı. Mesleğinin zanaati kadar pazarlaması üzerine yoğunlaşan Jacques, 1886’da soyadını taşıyan markayı resmen kurdu. Markanın ilk inter-kültürel diyaloğunun önünü açan Jacques Adler 1937’de öncüsü olduğu geleneği oğluna devretti.

adler kapalıçarşı

II. Kuşak: Kurucu Jacques’ in oğlu Edouard Adler, batılı gözüyle oryantalizmi kuyumculuk disipliniyle Avrupa’ ya taşıdı. Kapalıçarşı’ da tanıştığı oryantalist üslup, markanın esin kaynaklarından biri oldu. 1937-1971 yılları arasında İstanbul Kuyumcular Mahallesi’ nde atölye çalışmalarını sürdüren Adler, ürünlerini Avrupa piyasasına sunmaya başladı.

adler üçüncü kuşak

III. Kuşak: Edouard’ dan sonra marka ayrı bir ivme kazandı. Jacques Adler’ in üç torunu Carlo, Franklin ve Leyla Adler yönetimi devraldılar. Üç yöneticisiyle Adler, kendini uluslararası alanda kabul ettirmek için önemli kararlar aldı. İstanbul’ daki iki kuşak birikimin ardından Cenevre’ ye taşındılar. Bundan sonra Cenevre, markanın ana merkezi oldu. 1972’ den 2015’ e kadarki süreçte üç yönetici, markanın vizyon kazanmasında büyük rol oynadılar.

karen allen daisy

IV. Kuşak: 2015’ te üçüncü kuşak bayrağı Karen, Allen ve Daisy Adler’ e devretti. Markanın ilk kadın yöneticisi Karen Adler, feminitenin tasarım kadar yönetimde de olması gerektiğini göstermiş oldu.

Şimdilerde Roma-Cenevre merkezli atölyelerinde Adler, kendi mirasını yaşatmaya devam ediyor. 9 kıdemli ustanın kaptanlığında her biri tek üretimli olan tasarımlar, dünyanın birçok yerinde açtığı mağazalarda satışa sunuluyor. Adler çoklu (fabrikasyon) üretimi asla kabul etmeyerek, sadece tek üretimli tasarımlara hayat veriyor. Taşların tedarikinden tasarım, üretim ve pazarlamasına kadar birçok evre kendi iç dinamizminde ve kendi ekiplerince yürütülüyor. Üretim felsefesinde şaşmaz bir yol izleyen Adler, avant-garde ruhunu sürekli canlı tutarak inovatif yanının paslanmasını engelliyor. Bunu da “dönüşüm- dönüştürülebilirlik” mottosuyla başarıyor. Geleneksel kuyumculuk teknikleri kadar modern dokunuşları da ilkelerine dahil ediyor. Ahşap, ahşap içinde çürümüş ve fosilleşmiş asırlık taşlar da Adler’in tasarımlarıyla yeniden yorumlanıyor. Esas olarak markanın tasarımlarında başat rol oynayan materyaller her zaman pırlantalardır. Pırlantanın tarihi önemine vurgu yapan Adler’ e göre:  ‘İnsanlıktan önce değerli taşlar hep vardı; ve insanlıktan sonra da var olmaya devam edecekler.’  

adler lila küpe

Ünlü marka, tasarımlarını iki ana hat üzerinde şekillendiriyor: Essentials ve Exclusives. Essentials hattında çeşitlilik esas alınıyor. Farklı renkli taşların ağırlıkta olduğu bir tarz geliştirilmiş. Aralarında Caméléon, Twirly koleksiyonu gibi günlük parçaların yer aldığı bu hat Adler tarzının güncel yorumlaması olarak kabul edilir.

adler top yüzük

Exclusive ise yüksek mücevher parçaları içeren bir hat. Elmas, safir gibi değerli taşların yoğun olarak kullanıldığı koleksiyonları içeren bu hat, markanın estetik felsefesinin bir yorumu gibi.

adler mavi detaylı küpe

Üretim tarzı ve üslubu kadar mesleki bir bilinçlilik de hakim. Adler’in şu sıralar Network ağıyla ilgilenen aile üyelerinden Sharon ve Allen Adler taze kanı bulmak için tüm dünyadaki genç mücevher tasarımcıları teşvik etmek amaçlı Mücevher Tasarım Ödülü’nü başlattılar. Ödüle layık görülen genç tasarımcıların ödüllü tasarımlarını Cenevre, Londra, Hong Kong ve Gstaad’ daki butiklerinde sergiliyorlar.

zümrüt adler kolye

Markanın ön plana çıkan bir diğer özelliği ise asla moda kaygısı yaşamamasıdır. Hiçbir zaman modayı takip etmediklerini ifade eden Adler için trendleri belirlemek daha önemli ve daha anlamlı. Feminitenin esas olayının “mutlak teklilik“ olduğunu savunan marka bu sebeple modanın bu ilkeyle uyuşmadığı görüşünde. Herkes için esas olan güzelliğin moda olduğunu, bunun ise tek üretimlilik ile bağdaşmadığını savunuyorlar. Çünkü Adler’e göre;

“ Kendi mücevherlerini giyme tarzına sahip olmalısın! “ 

adler yakut kolye

Marka, moda ve uzantısı olarak gördükleri reklam seçeneklerine de çok mesafeli duruyor. Bu sebeple; kırmızı halı törenleri, ünlü yüzlerden oluşan reklam kampanyalarından uzak bir duruş sergiliyor.